Kayıtlar

Aralık, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Resim
YILBAŞI TARTIŞMALARI, LAİKLİK VE ADALET: HELAL Mİ HARAM MI, AF MI CEZA MI? Merhaba arkadaşlar, her yılbaşında olduğu gibi tartışmalar yine başladı. Bazı dini çevreler yılbaşı kutlamanın dinden çıkmaya kadar varan günah olduğunu söylüyor. Muhafazakâr kesime helal olan, sıradan vatandaşa haram mı oluyor? Suudi Arabistan Veliaht Prensi yılbaşı ve Noel kutlamalarına izin verdi, hatta "İslam'ı güncelledik" diye açıklama yaptı. Aynı sözü zamanında Erdoğan da söylemişti: "İslam güncellenmeli." Bu güncelleme belki uydurma hadislerin kitaplardan çıkarılmasıyla, İslam'ın Kur'an merkezli hale getirilmesiyle başlayabilir; böylece birçok kafa karışıklığı giderilir. Ünlüsü ünsüzü Kur'an'ı kendilerine aklanma aracı gibi gösteriyor, fotoğraflarını çekip sosyal medyada paylaşıyorlar. Bu büyük bir yanılgı. İşte tam burada laiklik devreye giriyor: Devlete karşı işlenen suçta affı veya cezayı önce devlet vermeli. "Kur'an okuyorum, namaza başladım, salı-perş...
Resim
MAKARNA YİYENLER İLE ZENGİNLER KULÜBÜ ARASINDAKİ SAVAŞ   Merhaba arkadaşlar, Bugünkü yazım: Sıcak, çok sıcak... Daha da sıcak olacak gibi. Kim olursa olsun –bakan, iş adamı, parti başkanı, milletvekili, vali, hatta cumhurbaşkanı– sıradan vatandaşın özel hayatının gizliliği diye bir şey var. Böyle yol ve yöntemlerle insanların hayatına müdahale edemezsiniz. Kendine gel devlet kurumları! Özel hayatın gizliliği ne zaman delindiğine gelirsek: Deniz Baykal’ın videosuyla başladı, sonrasında MHP’li vekillerinkiyle devam edildi. Zaman zaman bakanların da çıktı ama onlarınki gizlilik kararı konduğu için pek gündem olmadı. Şimdi sırada Fenerbahçe’nin olduğu söyleniyor. Çünkü Fenerbahçe hiç boyun eğmeyen başkanlar seçiyor: Aziz Yıldırım, Ali Koç ve son olarak Sadettin Saran. Bu başkanların ortak özelliği, Türkiye’nin “zenginler kulübü” dediğimiz zenginlerini temsil etmeleri. Hükümetin hiç sevmediği bu insanlarla zaman zaman iş yaptığı oluyor, karşılıklı alışverişler var. Ama bakıldığında yand...
Resim
LİYAKATSİZLİK VE VİCDAN KAYBI   Merhaba arkadaşlar, Yoğun gündemimizde gerçekten vicdanımızı sızlatan olaylar yaşanıyor. Ukrayna savaşından kaçan yetim çocuklar Antalya'daki otellere yerleştirilmiş, orada ciddi ihmal ve istismar vakaları ortaya çıkmış. Araştırmalara göre, iki kız çocuğu otel çalışanları tarafından cinsel istismara uğramış ve hamile kalmış; olaylar örtbas edilmeye çalışılmış, çocuklar Ukrayna'ya geri gönderilmiş. Bu skandal, uluslararası raporlarla belgelenmiş ve Türkiye'de soruşturma takipsizlikle sonuçlanmış. Levent Gültekin'in bu konuyu gündeme getirdiği yayınından kısa süre sonra gözaltına alındığı haberleri de dolaşıyor – muhtemelen bu olayla ilgili değil ama baskı ortamını gösteriyor. Biz Türkler olarak töremizde misafire, özellikle savunmasız çocuğa sahip çıkmak vardır. Nasıl bu kadar duyarsızlaştık, şaşırıyorum. Çocuk esirgeme kurumlarında, engelli ve yaşlı bakım evlerinde yıllardır benzer skandallar patlıyor; denetimsizlik, liyakatsizlik yüzünde...
Resim
ENGELLİ MAAŞINA BEKÇİ ORDUSU   Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın bütçe artışı, 3.000 kişilik ek kadro açıp daha çok kişiye hizmet etmek içinmiş. Ancak bunların "hizmet" dediği şey, engelli maaşlarına bekçi yapmak; yani engelli maaşı alan herhangi bir aileye 5 kuruş fazla para girmesin diye engelli maaşına el koymak. Bu hizmet değil, milletin alın teriyle ödediği vergilerin hortumlanmasıdır. Ne zaman gitsem sosyal hizmetlere, bir odada üç masa, üç bilgisayar ve boş koltuklar görüyorum. Yani bu 3 bin masa, 3 bin bilgisayar demek; koltukların hesabını siz yapın. 9 bin engelliye maaş bağlamak varken, 3 bin kişiye kişi başı en düşük memur maaşı olan 55 bin TL bağlamak ne kadar mantıklı? Gençleri memur yaparak işsizliği düşüremezsiniz. Özel sektörün istediği yapısal reformları yapın ve iş adamlarının önünü açın. Devletin fabrika olmadığını bu milletin anlaması lazım. Bir engelli kimlik kartı için zaten üç memur bir de onların müdürleri var; hiçbiri bir halt bilmiyor. Ben ...
Resim
BEYAZ TREN KAÇTI, KARA TREN RAYDAN ÇIKMADAN UYANMAYACAĞIZ   Merhaba arkadaşlar, “Kral Kaybederse” adlı diziyi izlemeyen varsa mutlaka izlesin; bazı iş adamlarının hem iş hem de özel hayatlarında neden başarılı olamadıklarını belki de en gerçekçi şekilde anlatan bir yapım. Hızlıca siyasete geçelim: Asgari Ücret Tespit Komisyonu bugün toplanıyormuş. Amerika’dan talimat gelmiş gibi bir hava var; beklenti 27 bin TL civarındaymış ama aradaki 5 bin TL fark nedeniyle işverenler 25 bin TL’de diretir, sendikalar ise 30 bin TL ve üzerini açıkça söylemek yerine yine ima eder. Her yerinden tutsan elinde kalıyor. MHP’li bir vekil de çıkmış “Hiçbir suçu olmayan PKK’lılar denetimli serbestlikten yararlanabilir” demiş. Zaten dağ şartlarına alışmış birine iş bul, ev tuttur, kira-fatuta ödet, ay sonu makarnaya mahkûm et; niye şehre insin ki insan? Önce adalet olacak. AKP’nin kuramadığı mutlak adalet sağlanmadan ekonomi, tarım, eğitim düzelmez. Halkın yaşam kalitesi de doğal olarak yükselmez. Ön...
Resim
ATATÜRK'E "KATİL" DİYENLERİN RUS ÖZRÜ VE ARAP SEVGİSİ  Selam arkadaşlar, Yazılarımı okuyan herkese teşekkür ederek bugünkü yazıma başlıyorum. Tayyip Bey yine Dersim olaylarını bahane ederek Atatürk yönetimine “katil” dedi. Rusya, Suriye’de 34 askerimizi şehit ettiğinde hiçbir yaptırım uygulamayıp bir de özür dilercesine ayağına gidenler, şimdi Atatürk’e katliamcı diyorlar. Peki soruyorum: Dersim’de pusuya düşürülüp şehit edilen askerlerimize ne diyecektik? Sizin yaptığınız gibi Apo’nun, Şeyh Said’in ayağına mı gidecektik? Vatan hainlerinin sonu ya sürgündür ya da ölümdür; bunu çok iyi anlamamız gerekiyor. Mesut Barzani, peşmerge piçlerini toplamış, valimiz bir zat da buna izin vermiş. Eğer bugün Atatürk yaşıyor olsaydı, onlar elini kolunu sallayarak değil, nah gelirdi! Hatta Mesut Barzani diye biri bile olmazdı. Bir başka konuşmasında Tayyip Bey “Araplar bir kere arkamızdan vurmamış, tarihi yanlış anlatmışlar” dedi. Kardeşim, Fahreddin Paşa’nın anlatıldığı “Çöl Kaplanı – ...
Resim
SATILDIK ÇALINDIK SUSULDUK  15 Temmuz öncesi FETÖ darbesi sonrasında AKP darbesiyle devleti ele geçirdiler. Bu işler olurken hukuk ve adalet mekanizmaları işlemedi. Dolar daha hızlı yükseliyordu, yabancı sermaye kaçıyordu ve işte yalnızlaşıyorduk. Almanya ve Rusya dışında kimseyle görüşmüyorduk. Zaman zaman Avrupa'ya Suriyeli göçmenler konusunda laf atıyorduk, Avrupa üç beş kuruş verip susturuyordu. Böyle günler geçerken Rusya Ukrayna'ya saldırdı. Önce Avrupa ve Amerika, NATO'dan kaynaklı Türkiye'yi gene oyuna davet etti ve dolaylı yoldan Batı ittifakına gene katılmış olduk. İngiltere ve Amerika Türkiye'yi yeniden nizama sokmaya başladılar. Bu öncelikle ucube bir başkanlık sistemini dayattılar, sonra da tüm kurumları boşalttılar. Kozmik odamıza kadar dış güçler girdi. İşte tüm bunlar olurken ekonomik kriz patladı. O günden beri kısır bir döngünün içine girmiş olduk. Daha çok çalışıp daha az maaşa mahkum edildik. Emekliler ev kirasını ödeyemez oldular. Engellilerin ç...