DEVLETİN İÇİNDEKİ AJANLARI GÖRÜN ARTIK
Merhaba arkadaşlar,
Kısa bir analiz yapmak istiyorum. Refah Partisi’ni kapatan yalnızca Anayasa Mahkemesi değildi; bizzat Şevket Kazan, Şevki Yılmaz, Ahmet Tekdal gibi isimlerin Cumhuriyet’in kazanımlarını hedef alan söylemleri de bu sürece neden oldu. Bu kişiler 5 yıl siyaset yasağı aldılar. Eğer Erbakan bu isimleri partiden uzaklaştırıp gerekli düzenlemeleri yapsaydı ve sistem yerine üretim alanında muhalefet etselerdi, bence ülke için daha faydalı olabilirlerdi.
Bugünkü döneme baktığımızda, o zamandan tek farkın devlet kadrolarının kullanılması olduğunu düşünüyorum. Bu kişiler, sisteme bağlı konumdayken dini çarpıtarak eleştirilerde bulunuyor. Üstelik bunu yapanların arasında cami imamları, kadrolu memurlar ve polis korumaları da var. Benim verdiğim vergilerle maaş alan insanların, benim benimsediğim sisteme hakaret etmesini doğru bulmuyorum.
AKP’nin bu kişileri bilerek konuşturduğunu düşünüyorum. Bu imamların ileride AKP içinde sorun yaratabileceğini de düşünüyorum. Devletten maaş alıp sistemi kötü gösteren bu söylemler, olası bir cumhurbaşkanlığı seçiminde başarılı olunursa sistemi kökten değiştirme zemini hazırlayabilir.
Halkın bu gerçekleri görmesi gerektiğine inanıyorum. “Yeni sistem” dedikleri yapının, iki ayrı devletli bir yapıya gidebileceği yönünde endişelerim var. PKK’nın devletleşme adımları attığı, ABD’nin bölgede yeni yapılanmalar planladığı sıkça dile getiriliyor. Irak ve Suriye’de yaşananlar ortada; sırada Türkiye’nin olduğu yönünde kaygılar var.
Eğitim sisteminin zayıflamasıyla birlikte, insanların sorgulama yetisinin de azaldığını düşünüyorum. Eğitim seviyesi düştükçe, insanlar olan biteni daha az sorguluyor ve “devlet aklı vardır” diyerek geri çekiliyor. Oysa bu durum, devletin akılsızların eline kalması anlamına gelebilir.
ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Yorumlar
Yorum Gönder