ÖLMEDEN DİRİLMEK
MERHABA ARKADAŞLAR
Bir insan amansız bir hastalığın pençesinde yıllarca kıvranır. Kocakarı ilaçlarıyla iyileştirmeye çalıştıkça durumu daha da kötüleşir. Bir gün iyi olup on gün kötü, beş gün ayakta gezip on beş gün yatakta inim inim inler. Hasta yakınları her gün “Nasıl oldu?” diye kapıda belirir. Bu döngü yıllarca sürer. Oysa bir ilaç vardır. Bu ilacın iki türlü etkisi vardır: Ya içersin ve ölürsün, ya içersin ve iyileşirsin. İçmezsen her gün sürünmeye devam edersin.Toplum olarak biz de aynı durumdayız. O ilacı kullanmaya korkan bir milletiz. Ruhumuz hasta, bedenimiz hasta. Her gün ağrı kesici alıp günü kurtarmaya çalışıyoruz. Oysa yaptığımız tek şey bedeni uyuşturmak. Uyuşukluktan kurtulmanın yolu önce bir şok yaşamaktır. O şokun etkisiyle gerçek ilacı içmek gerekir. İçince ölürsün; hem bedenden kurtulursun hem de ölümün sandığın kadar korkunç olmadığını anlarsın. Zira yeniden diriliş, ancak bu ölümlerle olur. Sağlıklı bir beden için arınmanın ne kadar elzem olduğunu acı tecrübeyle öğreniyoruz. Vücudumuzdaki kirli kanı atmak için her gün temiz havada yürümeli, bol sıvı tüketmeli, sağlıklı beslenmeliyiz. Ama bunları yaparken ruhun halini de sorgulamalıyız. Çünkü ruh ölümü kabul etmişse yapılacak pek bir şey kalmaz. O anda yeniden diriliş devreye girmeli; hastalıklı ruhu ve bedeni imha etmeli. Yeniden doğuşun en büyük döngüsü budur.
Yorumlar
Yorum Gönder