Yoksulluk, Yolsuzluk ve Adaletsizlik

Merhaba arkadaşlar,

Bir süredir ülke derin yoksulluk ve yolsuzluk içinde boğuşurken, Anayasa Mahkemesi önünde bir emekli polisimiz “Geçinemiyorum, yeter artık!” diyerek intihar etti. Aslında ölen bir kişi değil, adaletimiz öldü.

Adaletten uzaklaşmamızın sebebi partizan oluşumuzdur. Yani parti zarar görecek diye bütün bir yolsuzluğu tek kişiye indirmek, parti içi yolsuzluğu bitirmez; tam aksine yolsuzluğu besler. Sinem Dedetaş olayı bize şunu gösteriyor: Eğer AKP’ye boyun eğmiyorsan, AKP için bir tehditsin ve doğrudan hapse atılırsın. İşte bundan çıkılması gerekiyor.

Fatma Betül Sayan Kaya olayına gelecek olursak; burada da AKP olayı tek kişiye bağlamaya çalışıyor, muhalefet ise “başkaları da varmış” gibi açıklamalar yapıyor. Evet var. Bu işlerin tek kişiyle olmayacağını her borsaya yatırım yapan bilir.

Hep söylediğim şey: İktidar ve muhalefet toptan yenilenmeli. Bunun adresi, sivil toplum örgütlerinin yenilenmesinden ve değişimi böyle başlatmalarından geçiyor. Yapılacak erken seçimde yeni bir parti iktidar olsa bile, bu yozlaşmış düzen el değiştirmiş olacağı için hiçbir şey değişmemiş olacak.

Tayyip Bey ne dedi? “Nefsine uymuş” dedi. Hukukta yeri olmayan bir kavram kullandı. Melih Gökçek olayını da buna endekslersek; belgeler olduğu halde bir dava açılamıyorsa, bunun sebebi hukukun olmamasıdır. Bugün Ekrem Bey yargılanıyorsa, Melih Gökçek’in de aynı şekilde yargılanması gerektiğini söylüyorum. Hırsızlık varsa, görevi kötüye kullanma varsa, adalet eşit olmalı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar